FİLM | | OYUN | VİDEO | RESİM | MÜZİK | FİLM | İNDİR | AŞK | VE DAHASI...

WwW.FoRuMDoSt.EnİyİFoRuM.NeT
 
AnasayfaKapıTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Bİrİncİ DÜnya SavaŞinin Sonucu

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
BiTiRiMcİCaSuS
:) SİTE MÜDÜRÜ :)
:) SİTE MÜDÜRÜ :)
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 162
Yaş : 23
Nerden : FaMiLyA ToKaT
İş/Hobiler : SİTE-METİN2
Lakap : MiNiK
TAKIM :
RÜTBE :
Kayıt tarihi : 10/01/09

MesajKonu: Bİrİncİ DÜnya SavaŞinin Sonucu   C.tesi Şub. 14, 2009 6:17 pm

Birinci Dünya Savaşının sonuçlanmasında önemli bir rol oynayan Amerika
Birleşik Devletleri ile Osmanlı Devleti arasındaki siyasi ilişkiler
1912 yılında Başkan Wilson’un Cumhurbaşkanlığı seçiminde Demokrat
Partiden aday olup seçimi kazanmasıyla yeni bir şekil kazanmıştı.
Başkan Wilson görevine başlar başlamaz İstanbul’daki Amerikan elçisini
geri çekmiş ve yerine, arkadaşı Morgenthau’u göndermişti. Bu kararında
Albay House’ın büyük etkisi olmuştu. Türkiye’yi tanımayan ve elçi
göndermeye gerek duymayan Wilson, Albay House’un tavsiyesiyle
Morgentahu’yu İstanbul’a elçi göndermeyi uygun görmüştü. Aynı tarihte
Osmanlı Devletide Yusuf Ziya Paşa’yı Amerika Birleşik Devletlerine elçi
olarak göndermişti.

Amerikan Başkanı Wilsoni her
milletle iyi ilişkiler kurmayı ve barışçı bir siyaset takip etmeyi
uygun görmüştü yanlız, Osmanlı Devletini diğer devletlerden ayrı
tutuyordu. Büyük devletlerin, küçük devletleri kontrol altına almasına,
karaların ve denizlerin herhangi bir devlet tarafından kontrol altına
alınmasına karşı çıkan Wilson, Osmanlı Devletini bu siyasetinin dışında
tutuyordu. Nitekim ilk göreve geldiği zaman, elçi dahi göndermeyi
gereksiz görmüştü. Başkan Wilson’un bu tutumunun şüphesiz başlıca
nedeni Osmanlı Devletinin Avrupa devletleri tarafından paylaşılması
yıllardır söz konusuydu ve patlak verebilecek bir savaşta Osmanlı
Devletinin durumu berlirsizdi. Bir diğer sepeb ise düşman devletlerin
yıllardır yapmakta olduğu düşman propagandaydı. Bu propogandaların
etkisi ile, Amerika Birleşik Devletleri, Osmanlı Devletinin İtilaf
devletleri tarafından paylaşılmasının önüne geçmek için hiçbir çaba
sarfetmediği gibi, insancıl siyasetinide esirgedi. Bu propagandaların
başlıca kaynağı, Amerika’yı kendi yanlarına çekmek isteyen Rumlar,
Ermeniler ve Yunanlılardı. Oysa Amerika ile Osmanlı Devleti arasında 84
yıllık bir dostluk ilişkisi vardı ve aradaki mesafe nedeniyle iki ülke
birbirini pek tanımıyordu. Ne yazık ki Türkiye’den Amerika Birleşik
devletlerine göç eden Ermeniler, Amerika’da Türk düşmanı cemiyetler
kurup, Ermenistan Cumhuriyeti hayaliyle Amerikalıları Türkleri aleyhine
döndürdü. Doğal olarak Başkan Wilson’da bu propagandaların etkisinde
kaldı. Osamnlı Devletinde, Ermenilerin çıkardıkları eylemler, ve bu
eylemlerin bastırılması, Amerikalılara “ Ermeniler, Türkler tarafından
zevk için öldürülüyor ” olarak lanse edildi. Aslında bu propagandaları
yapan sadece Ermeniler, Rumlar ve Yunanlılar değildi. İstanbul’da
yaşayan Amerikalılarda Türkiye aleyhtarı kitaplar yazıyorlardı. Robert
Kolej’de birkaç sene öğretmenlik yapan Stanwood Cobb, “ Real Turk (
Hakiki Türk ) ” isimli kitabında Türklerden şöyle söz ediyor.

“ Türkleri anlamak çok zordur. Dini hisleri kabardığında ve isyan
ettiği zaman soğuk kanlıkla kadın ve çocukları, göğüslerini keserek
öldürürler. Bu vahşeti gören Bulgar ve Ermenilerin, Türklerden
korkmaması zaten normal değildir. Türkler hala ortaçağda yaşıyorlar,
vahşetten ancak biraz sıyrılmışlardır ... ”

Bu tip yazılarla, Türkler Amerikalılara böyle tanıtılıyordu.

Peki Türkler, Amerikalılara böyle kötü tanıtılırken elçimiz Yusuf Ziya
Paşa ne yapıyordu ? Yazıktır ki, Yusuf Ziya Paşa çok başarısız bir
siyasetçiydi ve susmaktan başka birşey yapmıyordu. Bu sayede de Amerika
olan ilişkilerimiz bozulmuyordu. Ta ki Rüsten bey gelinceye kadar.
Yusuf Ziya Paşanın bu sessizliği, Osmanlı Devletinide rahatsız etmişti
ve hükümet Yusuf Ziya Paşa yerini Rüstem beyin almasına karar verdi.
İyi bir vatansever olan Rüstem bey bu propagandalara sessiz kalmadı ve
kendi deyimiyle Amerika’da Türk kelimesi ağıza alınamaz olmuştu.

Bu sırada Yunan elçiliğide boş durmuyordu. Yunanlıların tek hedefi,
Amerika gibi bir devi yanlarına çekmek ve olası bir savaşta
Amerikalarla ittifak kurmaktı. 1914 Haziranında büyük bir faaliyete
geçtitiler. Osmanlı Devletinin İngiltere’ye sipariş verdiği iki
dritnot, Yunanlıları çok rahatsız etmişti. Bu olay üzerine, Yunanlılar
kendi deniz kuvvetlerini, Amerikalılara Osmanlı Devletinden güçsüz
gösterdiler ve Osmanlı Devletinin, İngiltere’ye sipariş verdiği bu
gemilerle Yunanistan’a saldıracağı dedikodusunu yaymaya başladılar.
Yunan elçisi Vouros Amerika’dan iki adet zırhlı almak istiyordu. Yanlız
bütün bu propagandaya karşı Amerika Yunanlılara iki adet yeni zırhlı
satmayı reddetti. Bunun üzerine Yunanistan’da kullanılmış Missisippi ve
İdaho gemilerini, büyük zorluklar sonrasında, satın aldı.

Osmanlı Devletinin her hareketini dikkatle izleyen Amerika
Birleşik Devletleri, aynı hassasiyeti Yunanistana göstermiyordu. Oysa
Yunanistan son birkaç yılda inanılmaz silahlanamay başlamıştı. Çeşitli
devletlerden Zırhlı ve denizaltı sipariş etmişti. Bunda Amerikan elçisi
Morganthau’nun büyük etkisi vardı. Morthangau her türlü dedikoduyu,
doğruluğunu araştırmadan Amerika’ya bildiriyor, Amerikan gazeteleri ise
bu dedikoduları daha da abartarak halka akatarıyordu. Bu sayede Türk
aleyhtarlığı yapılıyordu.

Birinci Dünya savaşı başladığı zaman Osmanlı tarafsızlığını ilan
etmişti, yanlız bu Amerika Birleşik Devletleri için yeterli olmamıştı.
2 Ağustos 1914 tarihinde seferberlik ilan eden Osmanlı Devletinin bu
hareketi savaş ilanı olarak algılanmıştı. Amerika, seferberliği,
Osmanlı Devletinin Yunanistan ve Bulgaristan’a savaş açması olarak
algılamıştı. Fakat elçimiz Rüstem bey, bu seferberliğin yanlız ve
yanlız savunma amaçlı olduğunu ve Yunanistan ve Bulgaristan’a savaş
açılmadığını belirtmişti. Bu sırada Morthengau yalan haberlerini
sürdürüyordu. Türk valilerinden birinin, eğer Osmanlı Devleti,
İngiltere ile savaşa girerse, bütün Amerikan vatandaşlarını öldürmekle
tehdit ettiği haberi, Morthengau’nun son marifetiydi. Bu haber
Amerika’da büyük yankı buldu ve Amerikan hükümetini endişelendirdi. Bu
arada Morthengau, Osmanlının içişlerine karışmak içinde Amerikan
hükümetinden izin istemişti. Fakat, Amerika Birleşik Devletleri,
kendisine hiçbir yarar getirmeyecek olan Avrupa savaşına girmek
istemediği için Morthengau’nun bu önerisini reddetti.

Morthengau’nun isteği Osmanlı Devletini savaştan uzakmı tutmaktı,
yoksa Amerika Birleşik Devletlerini savaşa dahi lmi etmekti ? Görünüşte
Osmanlı Devletini savaştan uzak tutmak ister gibi gözüksede aslında
Osmanlı Devletinin savaşa katılmasını, Amerikanın da Osmanlı ile savaşa
girmesini istiyordu. Bunda İngilterenin büyük rolü vardır.

Morthengau Amerika’ya Osmanlı Devletine karşı kışkırtmak için
çalışmayı sürdürüyordu. Öyle ki sadece Osmanlı Devletinin durumunu gene
abartılı olarak Amerika’ya rapor etmekle kalmamış, aynı zamanda Amerika
Birleşik Devletlerinin, İstanbul’da yaşayan Amerikalıların hayatını
kurtarmak için Akdenize gemi göndermesini rica etmiştir. Bu hareketi
ile Morthangau’nun İngiltere ile işbirliği yaptığı açık bir şekilde
ortaya çıkmıştır. Morthangau’dan gelen haber üzerine, Amerika Birleşik
Devletleri, Osmanlı Devletine büyük miktarda altın göndermeye karar
vermiştir. Amerikan hükümetinin bu kararı vermesinde Rusya’nın büyük
etkisi olmuştur. Öyle ki hızlı bir şekilde ilerlemeye çalışan Rus
ordularının, Prusya içlerine girmeleri halinde Osmanlı Devletinin harbe
girmesinin kaçınılmaz olduğu düşünüldüğü için, Osmanlı Devletine altın
gönderme operasyonuna hız verildi. Yanlız, bu operasyondan önce,
Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa devletlerinin rızalarını almak
istedi. İngiltere ve Fransa zaten en başında beri Amerikalıları
Avrupa’ya çekmek istiyorlardı, kısacası bu onlar için kusursuz bir
fırsat oldu. Böylece İngiltere ve Fransa amaçlarına ulaştılar. Aynı
zamanda Almanya’da Amerika Birleşik Devletlerinin Avrupa’ya gemi
göndermesini istiyordu. Çünkü Amerika Birleşik Devletlerinin Osmanlı’ya
savaş açması onunda işine gelicekti. Bu sayede Osanlı devleti yanlız
kalacak ve Almanya’ya yanaşmak zorunda kalacaktı ve birleşme
hızlanacaktı. Aynı zamanda Amerika’da askerlerini dağıtmak zorunda
kalıcaktı.
Morthangau yardım gemilerinin Osmanlı sularına girmesini beklemeden,
Amerikan hükemetine acil bir telgrafla gönderilecek yetmiş beş bin
doların kurtarma işlemi için yeterli olmayacağını bildirdi. Ortada
birşey yokken endişe yaratmaya çalışan Morthangau sonunda amacına
ulaştı ve Amerikam hükümetinin Tenesse ve North Carolina isimli altın
yüklü gemilerin, yüz elli bin altınla İstanbul’a gönderilemesini
sağladı. Altın yüklü gemilerin gönderildiğini duyan Sadrazam,
Amerika’ya bir telgraf çekerek, Boğaz’ın mayınlanmış olduğunu, Tenesse
ve North Carolina’nın boğazdan geçemeyeceğini bildirdi. Yanlız Amerikan
bahriye yatı Scorpion’un altın yüklü gemileri karşılayabileceğini
bildirdi. North Carolina gemisinin gecikmesi, gene bir paniğe neden
oldu. İyice endişelenmeye başlayan Morthangau, Amerikan hükümetine,
İstanbul’u terk etmek isteyen bazı Amerikalıların İstanbul’u terk
ettiğini ve geride kalanlar için North Carolina’ya büyük ihtiyaç
duyulduğunu, öyle ki acil bir durumda Osmanlı Devletini terk etmek için
North Carolina’ya gereksinim duyulacağını, aynı zamanda yüz elli bin
altının acil ihtiyaçları karşılayabileceğini bildirdi.

Morthangau acaba bu gemileri İstanbul’a çağırırken tek isteği,
acil durumda Osmanlı Devletini terketmekmiydi ? Her ne kadar Amerikan
hükümeti bunda samimide olsa, İngiltere ve Fransa’nın telkinleriyle bu
her an değişebilirdi. Öyle ki Amerikan savaş gemilerinin Akdeniz
sularına gelmesi Osmanlı Devletini tedirgin edicek ve Almanya ile
birleşmesini engelliyecekti. Bu tehlikeyi gören Rüstem bey, Amerikan
hükümetine, Amerikan gazeteleri aracılığıyla bir uyarı mesajı gönderdi.
Yazısında İngilizlerin asıl hedeflerinin Amerikayı Avrupa savaşına
çekmek olduğun belirten Rüstem bey, Amerikalılara Fransızların ve
İngilizlerin tuzaklarına karşı uyanık ve dikatli olmaları uyarısında
bulundu. Nedense bu samimi uyarı Wilson’ı çok kızdırdı. Wilson her ne
kadar kızsada Rüstem bey haklıydı.

1914 yılında, Osmanlı Devleti, Amerikanın gündemini çok meşgul
etmişti. Hemen hemen hergün Osmanlı Devleti ile ilgili haberler,
Amerikan gazetelerinde yerini buluyordu. Özellikle Rüstem bey göreve
başladıktan sonra, haber sayısı daha da arttı. Rüstem bey Osmanlı
Devletini savunan demeçleriyle propagandaların önüne kesmeye çalıştı.

Sonuç olarak, olayları genel olarak incelediğimizde, Amerika
Birleşik Devletleri’nin Birinci Dünya savaşı öncesi Osmanlı Devletine
dostça yaklaşmadığını görüyoruz. Gerek düşman ülkelerin propagandaları,
gerek Türk düşmanı Amerikalıların yaptıkları ve en önemlisi Amerika –
Osmanlı savaşı çıkarmaya çalışan ve Amerika’yı Birinci Dünya Savaşına
sokmaya çalışan Amerikan elçisi Morthangau’nun bunda rolü büyüktür.
Bunların yanısıra Amerikan başkanı Wilson’ın da başkan seçilmesi
Osmanlı Devleti için hayırlı olmamaştır. Her ne kadar barışçıl bir
politika izlemeye çalışmış olsada, Başkan Wilson Osmanlı Devletinin bu
barışçıl siyasetin dışında tutmuştur. Sonuç olarak Amerika Türk
aleyhtarı bir politika izlemiş ve Osmanlı Devleti karşısında
düşmanlarımızın tarafını tutmuştur. 84 yıllık iyi ilişkilerimiz
bozulmuştur.



Kaynaklar :
• BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI HARBİ – Em. Alb. FAZIL KARLIDAĞ
– Kur. Alb. KANİ CİNER / Genel Kurmay Yayınları
• MEYDAN LARUSS
• BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ARİFESİNDE AMERİKANIN TÜRKİYEYE KARŞI
TUTUMU - Dr MİNE EROL / Bilgi Basımevi

_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://forumdost.eniyiforum.net
 
Bİrİncİ DÜnya SavaŞinin Sonucu
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» SAKURA NUN BÜYÜSÜ
» gülçinin .........
» AY SAVAŞCISINI İZLEYEBİLCEZZZ
» Lev Tolstoy - Savaş Ve Barış
» Kendi Savaşçını oluştur!

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
FİLM | | OYUN | VİDEO | RESİM | MÜZİK | FİLM | İNDİR | AŞK | VE DAHASI... :: Dersler / Ödevler :: Tarih-
Buraya geçin: