FİLM | | OYUN | VİDEO | RESİM | MÜZİK | FİLM | İNDİR | AŞK | VE DAHASI...

WwW.FoRuMDoSt.EnİyİFoRuM.NeT
 
AnasayfaKapıTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 BÜyÜk SelÇuklu Devletİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
BiTiRiMcİCaSuS
:) SİTE MÜDÜRÜ :)
:) SİTE MÜDÜRÜ :)
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 162
Yaş : 23
Nerden : FaMiLyA ToKaT
İş/Hobiler : SİTE-METİN2
Lakap : MiNiK
TAKIM :
RÜTBE :
Kayıt tarihi : 10/01/09

MesajKonu: BÜyÜk SelÇuklu Devletİ   C.tesi Şub. 14, 2009 6:16 pm

Batı Türklüğünün en kalabalık ve güçlü kesimi olan Oğuzlar , 2.nci.
Göktürk Devleti ve Uygur Kağanlığı zamanında daha batıya göç etmek
zorunda kalmıştı. 9.ncu. ve 10.ncu yüzyıllarda gerçekleşen ikinci
göçte, Guz adıyla anılan bir kısım Oğuz boylar Doğu Avrupa'ya kadar
ilerlemiş, asıl boylar ise Seyhun nehri civarında kalmıştır Seyhun
bölgesine gelen Oğuzlar, 10.ncu yüzyılda kışlık merkezleri Yenikent
olan bir siyasî teşkilât oluşturmuşlardır. Başkanlarına Yabgu denildiği
için bu devlete de Oğuz Yabgu Devleti adı verilmiştir. Devletin
sınırları Seyhun'dan Hazar Denizi'ne kadar uzanmaktaydı. Ancak Oğuz
Yabgulularında asıl siyasî ve askerî güç yabgudan çok sübaşı, yani ordu
komutanının elindeydi. Selçuklu Devleti'ne adını veren Selçuk Bey ve
babası Dukak da sübaşı görevinde olup, Oğuz yabgusu ile aralarında
gizli bir mücadele söz konusuydu. Nitekim kaynaklarda adı belirtilmeyen
Oğuz yabgusu, bir Türk zümresi üzerine sefer yapmak isteyince sübaşı
Dukak bu sefere itiraz etmiş ve bu yüzden aralarında kavga olmuş ve
gizli mücadele böylece gün yüzüne çıkmıştır. Bu olay Dukak'ı
sübaşılıktan etmişse de, onun ve ailesinin Oğuzlar arasındaki itibarını
artırmıştı. Nitekim ölümünden sonra oğlu Selçuk da sübaşılık görevine
getirilmiş, devletin askerî gücünü eline geçirmişti. Sübaşı Selçuk ile
yabgunun arası da açılmış, hem bu yüzden hem de yer ve otlak darlığı
yüzünden, Selçuk ve emrindekiler Maverâünnehir'e göç etmek zorunda
kalmışlardır.
Selçuk Bey'in, Seyhun nehri kenarındaki Cent şehrine göçü (960)
Selçuklu Devleti'nin ortaya çıkmasını sağlayacak önemli bir gelişmedir.
Cent'te halkın büyük bir kısmı Müslüman idi. Selçuk ve kendine bağlı
olanlar, eski inanışlarıyla benzerlik gösteren bu dine sıcak
bakıyorlardı. Kısa bir süre sonra İslâmiyet'i kabul ettiler. Böylece
siyasî ve sosyal yönden de yeni bir kimliğe ve güce sahip olmuşlardı.
Nitekim Selçuk Bey, Oğuz yabgusunun yıllık vergiyi almak için
gönderdiği memuru, kafire haraç verilmeyeceğini söyleyerek Cent'ten
kovdu. Müslüman olmayan Oğuzlarla mücadele etmekten kaçınmadı. Böylece
İslâm ve Türk dünyasında şöhreti gittikçe yayıldı. Müslümanlığı kabul
eden Oğuz kitlelerinin kendisine katılmasıyla Selçuk Bey, gücünü her
geçen gün daha da artırmaktaydı. Sayılarının gittikçe artması üzerine
Selçuk Bey , Samaoğulları hükümdarından kendilerine yeni bir yurt
gösterilmesini istedi. Buhara yakınlarındaki Nûr kasabası yurtluk
olarak gösterildi. Seyhun'u geçen Oğuzlar, Nûr kasabasına yerleşti.
Buna karşılık Karahanlılarla çarpışan Samanoğullarına yardım edildi.
Ancak Samanoğulları Devleti kısa bir süre sonra yıkıldı (999). Ülke
Karahanlı ve Gazneliler tarafından paylaşıldı. Yüz yaşını geçmiş olan
Selçuk Bey 1009 tarihin de Cent'te vefat etti.
Selçuk Bey'in 4 oğlu vardı: Mikâil, Arslan, Yusuf ve Musa. En büyük
oğlu Mikail babası hayatta iken bir savaşta ölmüştü (998). Bu sebeple
Tuğrul ve Çağrı adındaki iki oğlunu Selçuk Bey yetiştirmiştir. Yabgu
unvanını taşıyan Arslan, babasının ölümü üzerine başa geçti. Diğer
kardeşi Musa ise onun yardımcısı durumundaydı.
Arslan Yabgu, Maverâünnehir'i ele geçiren Karahanlılarla mücadele etti.
Karahanlılara karşı isyan eden Ali Tegin ile ittifak kurdu. Buhara'yı
ele geçirdiler. Bu güç birliğine karşı Gazneli Sultan Mahmut ve
Karahanlı Yusuf Kadır Han anlaşmaya vardılar. Gazneli Mahmut, görüşmek
isteği ile yanına çağırdığı Arslan Yabgu'yu tutukladı ve Hindistan'ın
kuzeyindeki Kalincar Kalesi'ne hapsetti (1025). Arslan Yabgu 7 sene
kaldığı bu kalede öldü(1032).Tuğrul ve Çağrı Beyler, amcaları Arslan
Yabgu'nun tutuklanması üzerine fiilen Oğuzların liderleri durumuna
geldiler (1025) . Ancak geleneğe uygun olarak diğer amcaları Musa'yı
yabgu ilân ettiler. Arslan Yabgu'nun ölümünden sonra Selçuklularda kısa
süren bir dağınıklık yaşandı . Arslan Yabgu'ya bağlı Türkmenlerin bir
kısmı, Gazneli Mahmut'un izniyle Horasan' a geçti. Bunlar ileride
Selçukluların Irak ve Horasan kolunu oluşturacaklardır. Arslan Yabgu
ile ittifak kurmuş olan Buhara hâkimi Ali Tegin, Tuğrul ve Çağrı
Beylerin kendine bağlı kalmasını istiyordu. Buna karşı çıkan Tuğrul ve
Çağrı Beyler ile Ali Tegin arasında şiddetli muharebeler cereyan etti.
Selçuklular Harzem bölgesine çekilmek zorunda kaldı. Gazneli Valisi
Harzemşah Altuntaş'ın gösterdiği bölgeye oturdular (1030 ). Ancak daha
sonra, artan Gazneli tehlikesine karşı Selçuklular, Ali Tegin ve Harzem
valisi ile ittifak kurdular. Harzem'de Cent Hâkimi Şah Melik tarafından
7-8 bin Türkmen'in öldürüldüğü korkunç baskın(1034), ve müttefikleri
Harzemşah Harun ve Ali Tegin'in ölümleri (1035) üzerine, Selçuklular
Horasan'a geçmek zorunda kaldılar. Tuğrul ve Çağrı Beylerin
beraberlerinde Musa Yabgu ve İbrahim Yınal kuvvetleri olduğu hâlde,
Gazneli hâkimiyetindeki Horasan'a girişleri, Gazneli sultanı Mesut'u
oldukça telâşlandırdı. Çünkü daha önce bu bölgeye gelen Türkmenler,
Gaznelileri çok uğraştırmıştı. Bu sebeple Gazneli Mesut büyük bir ordu
hazırladı. Ancak Nesa yakınlarında yapılan savaşta Selçuklular bu
orduyu ağır bir yenilgiye uğrattı (Haziran 1035). Gazneli Mesut,
Selçuklulara bazı bölgeleri bırakmayı kabul etti. Fakat Selçukluların
kazandığı zaferi duyan Oğuz kitleleri bölgeye akmaya başlamıştı. Bu
durum karşısında Gaznelilerden yeni bölgeler istendi. Bu isteği geri
çeviren Gazneli Mesut, Selçukluların üstüne yeniden bir ordu gönderdi.
Serahs yakınlarında yapılan savaşta Selçuklular yine büyük bir zafer
kazandı (Mayıs 1038). Horasan'ın tamamı Selçuklu hâkimiyetine geçti.
Selçuklular bağımsızlıklarını ilân ederek ilk idarî düzenlemeleri
yaptılar. Tuğrul Bey ele geçirilen Nişapur'u devlet merkezi ilân etti.
Dandanakan Savaşı ve Selçuklu Devleti'nin Kuruluşu

_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://forumdost.eniyiforum.net
BiTiRiMcİCaSuS
:) SİTE MÜDÜRÜ :)
:) SİTE MÜDÜRÜ :)
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 162
Yaş : 23
Nerden : FaMiLyA ToKaT
İş/Hobiler : SİTE-METİN2
Lakap : MiNiK
TAKIM :
RÜTBE :
Kayıt tarihi : 10/01/09

MesajKonu: Geri: BÜyÜk SelÇuklu Devletİ   C.tesi Şub. 14, 2009 6:17 pm

Horasan'ı kaybeden Gazneli Sultanı Mesut, Selçuklulara kesin bir darbe
indirmek için ordusunun başına geçti. Sefer esnasında katılanlarla
birlikte Gazneli ordunun mevcudu 100 bine ulaşmıştı. Selçuklu
kuvvetleri ise ancak 20 bini bulan hafif süvarilerden oluşmaktaydı. Bu
dengesizlik sebebiyle Selçuklu ordusu yıpratma savaşı vermeyi uygun
bulmuştu. Bu sebeple ordu çöllere doğru çekildi. Nişapur'a giren
Gazneli Mesut, Selçuklu ordusunu takibe koyuldu. Selçuklu birliklerinin
vur-kaç taktiği ile iyice yıpranan Gazne ordusuna karşı meydan savaşı
yapma zamanının geldiğine karar veren Çağrı Bey nihayet Merv
yakınındaki Dandenakon Hisarı önünde Gaznelileri karşıladı. Üç gün
süren savaş sonucunda Gazneli ordusu ağır bir yenilgiye uğratıldı
(22-24 Mayıs 1040). Gazneli Mesut beraberindeki 100 kadar atlı ile
ancak kaçabildi ise de Hindistan'a giderken kendi adamları tarafından
öldürüldü.
Dandenakon Savaşı, Selçuklular için bir dönüm noktası olmuştur. Aslında
Serahs Savaşı'yla fiilen kurulmuş olan devlet, bu savaş neticesinde
hukuken bağımsızlığını kazanmış, bölge ülkeleri ve halife Selçuklu
devletini tanımıştır. Böylece bölgedeki en büyük güç hâline gelen
Selçuklular, Türkleri bir bayrak altında toplamaya başlayacak ve
İslâmiyet'in öncülüğünü üstleneceklerdir.
Dandenakon Savaşı'nın hemen ertesinde Tuğrul Bey Selçuklu Sultanı ilân
edildi. Merv'de yapılan kurultayda devlet teşkilâtı düzenlendi.
Selçuklu ülkesi ve ele geçirilmesi plânlanan memleketler Selçuklu
hanedanına mensup üç lider arasında taksim edildi. Buna göre merkezi
Merv olmak üzere Ceyhun ve Gazne arasındaki bölge Çağrı Bey'e; Herat
merkez olmak üzere Bust -Sistan arazisi Musa Yabgu'ya verildi. Tuğrul
Bey Sultan unvanı ile başkent Nişapur'da kaldı, Irak kendisine
bağlandı. Çeşitli bölgelere gönderilen diğer hanedan üyeleri de Sultan
Tuğrul'un emrine verildi. Bunlar daha sonra Büyük Selçuklulara bağlı
kalmakla beraber kendi devletlerini kurdular.
Hanedan üyeleri kendilerine ayrılan toprakları birer birer zapt
ediyordu. Doğuda yapılan seferlerde Çağrı Bey Gaznelileri tamamen
Horasan'dan çıkardı, Belh şehrini ele geçirdi. Karahanlıları barış
yapmak zorunda bıraktı. Çağrı Bey'in oğlu Yakutî Hint denizi
kıyılarındaki Mekran'ı aldı. Diğer oğlu Kar Arslan Kavurd ise
Buveyhîler'in hâkimiyetindeki Kirman'ı , Hürmüz Emirliği'ni ve Umman'ı
Selçuklu idaresine bağladı. Tuğrul ve Çağrı Beylerin birlikte çıktığı
seferde Harezm bölgesi tamamen Selçuklulara geçti. (1043) Tuğrul Bey
İran'daki birçok bölgeyi bizzat çıktığı seferle ele geçirdi. Tuğrul
Bey'in üvey kardeşi İbrahim Yınal, İran'ın en önemli merkezlerinden Rey
şehrini zapt etti ve Tuğrul Bey'i buraya davet etti. Tuğrul Bey, fetih
bölgelerine daha yakın olması sebebiyle Nişapur' u bırakarak, Rey'i
devletin yeni başkenti yaptı .(1042)
Tuğrul Bey zamanında Bizans ve Gürcülere karşı da büyük başarılar
sağlanmıştı. Arslan Yabgu'nun oğlu Kutalmış ve İbrahim Yınal,
Bizans-Gürcü kuvvetlerini Pasinler Savaşı ile büyük bir hezimete
uğrattılar (1048). Bu savaşta Gürcü Kralı Liparit esir edilmiş;
İstanbul'daki yıkık bir caminin onarımı ve Tuğrul Bey adına burada
hutbe okunması şartıyla serbest bırakılmıştır. 1054 yılında Tuğrul Bey
Azerbaycan'daki mahallî hükümdarları itaat altına aldıktan sonra
Anadolu'ya yönelmiş ve Malazgirt'i kuşatmıştır. Ancak kışın yaklaşması
üzerine geri dönmüş, Yakutî'yi Anadolu akınlarını devam etmekle
görevlendirmiştir. Tuğrul Bey, Abbasi Halifesi Kaim bi-Emrullah'ın
isteği üzerine, Şiî Büveyhoğullarının tehdidi altındaki Bağdat'a 1055
ve 1058'de iki kez girmiş ve böylece "doğunun ve batının hükümdarı"
unvanını bizzat halifeden alarak, Selçukluların İslâm dünyasının
koruyucu liderliğini üstlendiğini kabul ettirmiştir.Devletin
kuruluşunda önemli rol oynayan Çağrı Bey 1060'ta ve Sultan Tuğrul Bey
ise 1063'de öldü. Çağrı Bey cesareti ve kumandanlığı, Tuğrul Bey ise
adaleti ve siyasî zekâsıyla, 2.nci Göktürk Devleti'ndeki Bilge ve
Kül-Tigin kardeşleri hatırlatan büyük şahsiyetlerdir. Tuğrul Bey' in
çocuğu yoktu. Bu sebeple Selçuklu tahtına Çağrı Bey'in büyük oğlu
Süleyman'ı vasiyet etmişti. Ancak Çağrı Bey'in diğer oğlu Alp Arslan
bunu kabul etmedi. Henüz çocuk yaştayken babasını temsil eden Alp
Arslan, Karahanlı ve Gaznelilere karşı başarılar elde etmiş, onları
itaate zorlamıştı. Bu sebeple Selçuklu tahtının hakkı olduğunu
düşünüyordu. Aynı zamanda Arslan Yabgu'nun oğlu Kutalmış da kendini
sultan ilân etmişti. Askerlerin desteklediğini alan Alp Arslan,
Kutalmış'ın isyanını bastırdı ve Rey'de tahta çıktı. Nizamülmülk'ü
vezirliğe getirdi (1064).Alp Arslan, devlet nizamını sağlar sağlamaz
Azerbaycan ve Anadolu üzerine sefere çıktı. Tuğrul ve Çağrı Beyler,
henüz devlet kurulmadan bu bölgelere akınlar düzenlemişler, kalabalık
Türkmen kitleleri batıya yönelmişlerdi. Bu sebeple Alp Arslan, yeni
fetih alanı olarak Anadolu'yu seçmiştir. Alp Arslan Azerbaycan ve
Kafkasya'da birçok kaleyi ele geçirdikten sonra Doğu Anadolu'ya girdi.
Hıristiyanlığın doğudaki en güçlü kalesi olan Ani'yi şiddetli bir
kuşatmadan sonra ele geçirdi. Ardından Kars'a girdi (1064).1065
yılında, atalarının ilk yerleştiği şehir olan Cend'e gitti ve
Kıpçakları hâkimiyeti altına aldı. Kirman Meliki Kavurd'un isyanını da
bastıran Alp Arslan, böylece devletin doğu sınırlarının emniyetini
sağlayarak, bütün gayretini Anadolu'ya sarf etmeye başladı. Sultan Alp
Arslan Azerbaycan üzerinden Malazgirt'e gelerek burayı kısa sürede ele
geçirdi . Ardından Ahlat, Meyafarikin (Silvan), Amid (Diyarbakır) ve
havalisini fethetti .
Sultan, Abbasi halifeliğini tehdit eden Mısır Fatimî Devleti'ne karşı
sefere hazırlandığı sırada Bizans İmparatoru Romen Diyojen'in Doğu
Anadolu'ya ilerlediğini öğrendi. Şam'a yürümekten vazgeçen sultan,
hızla geri döndü ve Malazgirt'te Bizans ordusunu ağır bir yenilgiye
uğrattı. Bu savaş sonuçları itibarıyla Dandanakan'dan sonra cereyan
eden en önemli meydan savaşıdır. Bu savaştan sonra Türkler için
Anadolu'da yeni bir dönem başlar.Sultan Alp Arslan, Malazgirt'ten sonra
çıkan karışıklıkları bastırmak amacıyla Maverâünnehir üzerine sefere
çıkar. Ancak burada esir alınan bir kale komutanı tarafından
hançerlenir ve 25 Kasım 1072'de vefat eder . Alp Arslan, kendinden
sonra tahta geçmesi için oğlu Melikşah'ı veliaht olarak hazırlamıştı.
Nitekim Alp Arslan'ın ölümü üzerine Melikşah henüz 18 yaşında iken
sultanlığa getirildi (1072). Melikşah öncelikle sınırlara tecavüz eden
Karahanlı ve Gazneliler'i yenerek, barışa zorladı. Ardından amcası
Kavurd'un isyanını bastırdı (1073). Devlet merkezi Rey'den daha
güneydeki İsfahan'a taşındı. Bizans'ın Malazgirt'ten sonra anlaşmaya
uymamaları üzerine Anadolu akınları hızlandırıldı. Kutalmış'ın oğulları
ve bazı Türkmen reisleri Batı Anadolu'ya kadar akınlar düzenlediler. Bu
arada Türkmen liderlerinden Atsız Suriye'yi ele geçirdi. Kudüs şehri
Fatımîlerden alındı. Melikşah, kardeşi Tutuş'a Suriye'nin idaresini
verdi (1078). Anadolu fatihlerinden Artuk Bey, Melikşah'ın emriyle
Arabistan Yarımadası'ndaki Hicaz, Yemen ve Aden'i Selçuklu topraklarına
kattı. Melikşah 1087'deçıktığı sefer sonucunda Karahanlıların doğu
kolunu da hâkimiyeti altına aldı. Sultan Melikşah henüz 38 yaşında iken
zehirlenerek öldü ( 1092). Melikşah zamanında Büyük Selçuklu Devleti en
geniş sınırlarına ulaşmıştır. Bu sınırlar, batıda Anadolu ve Mısır'dan,
doğuda Balkaş ve Isık gölüne; kuzeyde Kafkaslardan güneyde Arabistan
Yarımadası'na kadar uzanmaktaydı.
Büyük Selçuklu Devleti'nin Dağılışı :
Melikşah döneminde Selçuklu Devleti en parlak yıllarını yaşamıştır.
Ancak Melikşah'ın ölümünden sonra gelişen bazı olaylar devletin gücünü
kırar. Büyük Selçukluların dağılışını hızlandıran gelişmeleri şöyle
sıralayabiliriz :
Haçlı Seferleri: Türklerin Anadolu'yu fethi ve Bizans'ı tehdit etmesi,
Kudüs'ün Müslümanların eline geçmesi gibi sebepler, Hristiyan dünyasını
ortak hareket etmeye yöneltmişti. Melikşah'ın ölümüyle başlayan taht
mücadelelerini fırsat bilen Hristiyanlar, haçlı seferlerini başlattılar
(1096). Suriye ve Filistin'in büyük bölümü Haçlıların eline geçti.
Bâtınîlik Hareketleri: Mısır'daki Şiî Fatımîler, Selçuklu Devleti'ni
zayıflatmak ve kendi propagandalarını yapmak için adamlar
yetiştiriyordu. Bu kişiler İslâmiyet'le tamamen ters düşen inanışlar
taşıdıklarından Bâtınî adıyla anılmışlardır. Bunlardan biri de Hasan
Sabbâh'dır. Cahil kitleler arasında taraftarını artıran bu kişi
Hazar'ın güneyinde yer alan Alamut kalesini ele geçirmiş ve burayı üs
olarak kullanmıştır (1090). Haşhaş gibi uyuşturucularla kendine
bağladığı fedaîler vasıtasıyla, devletin ileri gelenlerine suikastlar
tertip etmişlerdir. Nitekim Melikşah'ın ünlü veziri Nizamülmülk de bu
fedaîler tarafından öldürülmüştür. Melikşah bu kötülük yuvasını yıkmak
için Türkmen reisi Kızıl Sarıg'ı Alamut'a yollamış, fakat sultanın
ölümü üzerine kuşatma kaldırılmıştır. Batınîlik hareketi 13.ncü. yüzyıl
ortalarına kadar faaliyetine devam etmiştir.
İç Mücadeleler: Selçuklu Devleti'nin dağılmasında esas rol oynayan,
kendi aralarındaki mücadeleler olmuştur. Taht kavgaları, bağlı
beyliklerin bağımsızlığını ilân ederek birbirleriyle mücadele etmeleri
ve isyanlar ülkenin düzenini bozmuştur . Melikşah'ın ölümü üzerine
Selçuklu tahtına oğlu Berkyaruk geçmişti (1092). Fakat Suriye Selçuklu
Meliki Tutuş yeğeninin hükümdarlığını kabul etmeyerek, taht üzerinde
hak iddia etti. Tutuş, Berkyaruk ile yaptığı savaşı kaybetti ve öldü
(1095). Bu zafere rağmen Bâtınî ve Haçlı hareketleri karşısında
başarılı olamayan Berkyaruk, henüz 25 yaşında iken öldü (1104).
Berkyaruk'tan sonra Selçuklu tahtına kardeşi Mehmet Tapar geçti
(1104-1118) . Haçlılar ve Gürcülere karşı bazı başarılar kazanıldıysa
da iç mücadeleler birliğin sağlanmasını engelliyordu. Mehmet Tapar'ın
ölümünden sonra tahta oğlu Mahmut geçmişti. Melikşah'ın diğer oğlu
Horasan Meliki Sencer kendini sultan ilân etti ve Mahmut'u himayesine
aldı (1119). Böylece Sencer büyük sultan olurken, Mahmut Irak Selçuklu
Sultanı olarak kalıyordu. Selçuklu başkentini Merv'e taşıyan Sultan
Sencer, Büyük Selçuklu Devleti'nin son büyük hükümdarıdır. Onun
zamanında devlet tekrar eski gücünü toparlamaya başlamıştır. Bu sebeple
Sultan Sencer zamanı için ikinci imparatorluk devri adı verilir.
Sultan Sencer henüz Horasan meliki iken Gaznelileri ve Karahanlıları,
1121'de ise Afganistan'daki Gurlu Devleti'ni kendine bağlamıştır.
Ayrıca Selçuklu ülkesinin tamamında hâkimiyet kurarak birliği
sağlamıştı. Fakat 1141 yılında doğudan gelen Kara-Hıtaylar 'a karşı
yaptığı Katavan Savaşı'nda yenilince itibarını kaybetti. Maverâünnehir
Kara-Hıtayların eline geçti . Ülkede tekrar otorite boşluğu doğdu.
Nitekim İran asıllı memurların fazla vergi istemesi üzerine, devletin
asıl unsuru olan Oğuzlar (Türkmenler ) isyan ettiler, daha fazla toprak
istediler. Sultan Sencer soydaşı olduğu Oğuzlara esir düştü (1153).
Oğuzlar Horasan bölgesini ellerine geçirdiler. Sultan Sencer serbest
bırakıldı. Fakat bir müddet sonra öldü. Sencer'in ölümüyle Büyük
Selçuklu Devleti fiilen son bulmuştur (1157). Büyük Selçuklu Devleti,
Karahanlılar ve Gazneliler ile başlayan Türk-İslâm devlet geleneğini
sağlam temellere oturtan ilk büyük cihan devletidir. Daha sonra kurulan
Türk devletlerine her açıdan örnek olmuşlardır .
Büyük Selçuklulara Bağlı Beylikler:

_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://forumdost.eniyiforum.net
BiTiRiMcİCaSuS
:) SİTE MÜDÜRÜ :)
:) SİTE MÜDÜRÜ :)
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 162
Yaş : 23
Nerden : FaMiLyA ToKaT
İş/Hobiler : SİTE-METİN2
Lakap : MiNiK
TAKIM :
RÜTBE :
Kayıt tarihi : 10/01/09

MesajKonu: Geri: BÜyÜk SelÇuklu Devletİ   C.tesi Şub. 14, 2009 6:17 pm

Dandanakan Savaşı'ndan sonra yapılan kurultayda ülkenin çeşitli
bölgelerine hanedan üyelerinin idareci olarak gönderildiğini
belirtmiştik. Gönderildikleri bölgelerde, devlete bağlı kalmak şartıyla
kendi idaresini kuran bu kişiler, Melikşah'ın ölümünden sonra (1092)
bağımsızlıklarını ilân etmeye başlamışlardır. Bu dönemde ülke dörde
bölünmüştür:
Irak ve Horasan, Kirman, Suriye ve Anadolu. Irak ve Horasan
Selçukluları (1092-1194) Irak ve Horasan Selçuklu Devleti'nin merkezi
durumundaydı. Sultan Mehmet Tapar'dan sonra Selçuklu tahtına geçen oğlu
Mahmut tahta geçtiği sırada amcası Sencer Horasan meliki idi. Sencer
Mahmut'u tahttan indirdi ve himayesine aldı. Mahmud, merkezi Hemedan
olan Irak Selçuklu Devleti sultanlığına getirilirken, Sencer büyük
sultan sıfatıyla Horasan'daki Merv'de tahta oturdu. (1119) Irak
Selçukluları, Azerbaycan'dan Fars bölgesine, Horasan Selçukluları ise
Maverâünnehir'den Afganistan'a kadar uzanan bölgeleri içinde
barındırmaktaydı. Irak Selçuklularının son sultanı III. Tuğrul devrinde
yönetim aslında atabeylerin eline geçmişti. Sultan Tuğrul'un Harezmşah
Tekiş'e yenilmesiyle Irak Selçuklularının toprakları Harzemşahlara
geçti (1194).
Kirman Selçukluları ( 1092-1187)
Çağrı Bey'in oğlu Kavurd , Selçukluların Kirman kolunun başı idi.
İran'ın güneyinde yer alan Kirman'dan başka Fars, Hürmüz ve Umman'ı da
zapt etmişti. Birkaç kez isyan eden Kavurd Sultan Melikşah tarafından
boğdurulmuştu. Yerine geçen oğulları Selçuklulara bağlı kaldılar. Bir
ara Gurlular'ın hâkimiyetine giren Kirman Selçuklularına Oğuz Başbuğu
Dînar tarafından son verilmiştir (1187).
Suriye Selçukluları ( 1092-1117)
1077 yılından beri Suriye Selçuklu meliki olan Tutuş, kendini sultan
ilân ederek, Berkyaruk'un üzerine yürümüş, fakat yenilmişti (1095).
Oğullarından Rıdvan Halep'te, ve Dokak Şam'da hâkimiyetlerini ilân
ettiler. Halep hakimi Rıdvan Haçlılarla mücadele etti. Bir ara
sınırlarını Güney Anadolu'ya kadar genişletti. 1117'ye gelindiğinde her
iki bölgede de hâkimiyet, atabeylerin eline geçmişti.
Türkiye Selçukluları (1075-1308)
Türkiye Selçukluları kolu, Arslan Yabgu'nun oğlu Kutalmış'ın
neslindendir. Kutalmış'ın oğlu Süleyman Şah 1075'te İznik'i almış ve
oğlu 1.nci Kılıçarslan burada hükümdarlığını ilân etmiştir (1092). Daha
sonraları Konya başkent olmuştur. Türkiye Selçukluları İlhanlılar
tarafından ortadan kaldırılmıştır (1308).
Atabeylikler
Ülke idaresini öğrenmek için çeşitli bölgelere gönderilen şehzadeleri
eğitmek ve onlara vekillik etmekle görevlendirilen tecrübeli
komutanlara atabey denilmektedir. Atabeyler Selçuklu Devleti'nin
zayıfladığı zamanlarda bölgedeki gücünü ve nüfuzunu artırarak, idareyi
tamamen ellerine geçirmişlerdir. Böylece atabeylik adı verilen
sülâleler ortaya çıkmıştır. Büyük Selçuklular zamanında ortaya çıkan
atabeylikler şunlardır:
Salgurlular (1147-1284)
Oğuzların Salgur (Salur) boyundan Atabey Sungur tarafından kurulmuştur.
Güney İran'daki Fars bölgesinde kurulduğu için Fars Atabeyliği olarak
da bilinir. Merkezi Şiraz idi. İlhanlıların hâkimiyetinden sonra
1284'te sülâle sona ermiştir.
İldenizoğulları (1146-1225)
İldenizliler veya Azerbaycan Atabeyliği de denir. Kıpçak Türklerinden
Şemseddin İl-deniz'in kurduğu Atabeyliğin merkezi Tebriz idi. Zamanla
çok güçlenen ildenizliler, Azerbaycan'dan başka bütün Irak'a, Hemedan
ve İsfahan'a da hâkim oldular. Celâlettin Harzemşah 1225'de Tebriz'i
ele geçirince bu atabeylik sona ermiş oldu.
Beg-Teginoğulları (1146 -1232)
Musul Atabeyi Zengî'nin valilerinden Beg-tegin oğlu Zeyneddin Ali Küçük
tarafından kurulmuştur. Merkezi Erbil olup, Şehr-i Zor, Hakkari, Sincar
ve Harran atabeyliğin sınırları içerisindeydi. Ülkeyi 44 yıl başarıyla
yöneten Kök-Böri, Anadolu Selçuklularına bağlıydı. Ölünce, vasiyeti
gereği Erbil Abbasi halifeliğine verildi (1225).
Böriler (Şam Atabeyliği) (1128-1154)
Suriye Selçukluları'nın Şam kolu, Atabey Tuğtekin tarafından
yönetiliyordu. Oğlu Tacü'l-mülk Böri babasının ölümü üzerine idareyi
ele aldı. Pek güçlü olmayan bu atabeylik, Zengî Atabeyi Nureddin Mahmut
tarafından ortadan kaldırıldı (1154).
Zengîler (1127-1259)
Melikşah'ın Halep Valisi Ak-Sungur'un oğlu İmadeddin Zengi'nin Musul
valiliğine getirilmesiyle kuruldu (1127). Haçlılara karşı verdikleri
mücadelelerle öne çıkmışlardır. İmadeddin Zengî, Haçlılardan Urfa'yı
alınca Avrupalılar 2.nci Haçlı Seferi'ni düzenlemişlerdir (1137).
Zengî'nin ölümünden sonra atabeylik Musul ve Halep olmak üzere iki kola
ayrıldı (1146). Halep'teki oğlu Nureddin Mahmut haçlı kontluklarına
karşı başarılı mücadeleler verdi. Şam'daki Börileri kendine bağladı.
Haçlılarla iş birliği yapan Mısır Fâtımî Devleti'ni ortadan kaldırdı
(1171). Nureddin Mahmut ölünce atabeylik Eyyûbî ailesine intikal etti
(1174). Nihayet 1259'da İlhanlılar atabeyliğin tamamını işgal ettiler.

_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://forumdost.eniyiforum.net
 
BÜyÜk SelÇuklu Devletİ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
FİLM | | OYUN | VİDEO | RESİM | MÜZİK | FİLM | İNDİR | AŞK | VE DAHASI... :: Dersler / Ödevler :: Tarih-
Buraya geçin: