FİLM | | OYUN | VİDEO | RESİM | MÜZİK | FİLM | İNDİR | AŞK | VE DAHASI...

WwW.FoRuMDoSt.EnİyİFoRuM.NeT
 
AnasayfaKapıTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ''Bebek YüzLü Düşman Barbie''

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
DELGADO
>FORUM SAHİBİ<
>FORUM SAHİBİ
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 119
Yaş : 25
Nerden : KOCAELİ
Lakap : FERRARİ
Kayıt tarihi : 10/01/09

MesajKonu: ''Bebek YüzLü Düşman Barbie''   Perş. Ocak 22, 2009 11:08 am

''Bebek YüzLü Düşman Barbie''



Bebek yüzlü düşman 'Barbie'
Hepsi de
90-60-90 vücut ölçülerine sahip, büyük ve genelde mavi gözlü... Dünyada
her saniyede iki tane satılıyor. Her yönüyle mükemmel bir oyuncak ama
ya zararları?



Oyuncak, çocuklara, hazırlanmakta oldukları dünyanın korunaklı ve kendine özgü bir versiyonunu sunar.
Çocuk, yeni
yeni algılamakta olduğu nesneleri ve davranışları denetim altında
tutabildiği nesneler üzerinden sınar ve onlara alışır. Henüz başa
çıkamayacağı bir dünyanın alıştırmalarını, başa çıkabildiği bir oyuncak
üzerinden yapar. Onu kendine özgüleştirir, tâbi kılar. Peki ya oyuncak,
çocuğa tâbi olamayacak, ona özgülenemeyecek kadar baskınsa? O zaman
ilişki tersine döner.


Oyuncak
piyasasının en kârlı keşfi olan Barbie bebekler, bu tersine dönmüş
ilişkinin sonuçlarına dair vahim örnekler sunuyor. Zira saniyede iki
adet Barbie bebek satılıyor ve Barbie'nin inişli çıkışlı mesleki ve
özel hayatı, Barbie filmleri ve aylık Barbie dergileriyle anında
çocuklara ulaştırılıyor. Bebekleri onlardan bağımsız bir hayat sürerken
onlara sahip olduğunu sanan kız çocuklarının tek yaptığı Barbie’lerinin
hayatını izlemek! Bu izleme süreci, kız çocuklarının potansiyel,
bağımsız düş dünyalarını süfli bir magazin izleyiciliğine doğru
yönlendiriyor.


Hepsi de
90-60-90 vücut ölçülerine sahip, büyük ve genelde mavi gözlü, genelde
sarı saçlı, uzun bacaklı. Çocuğun düş gücüne göre değişemeyecek kadar
tek-tipler. Saniyede iki Barbie satıldığını akılda tutarsak, çocuğun
çevresindeki tüm akranlarında da aynı vücuda sahip bebekler gördüğünü
düşünmek yanlış olmaz. Çevresini saran bu tek-tip bebekler, çocuğun
bebekte temsil edilen vücut formunu ideal bir güzellik olarak
mutlaklaştırmasına neden olmakta. Gerçek dünyada kadınlara dayatılan
güzellik anlayışı, Barbie’ler üzerinden dolaysızca çocuğun oyun
dünyasına girmekte ve onu baskı altına almakta.


Sus***
Üniversitesi’nden Helga Dittmar, Developmental Psychology dergisinde
yayımladığı araştırmasında; Barbie’lerin aşırı zayıf vücutlarıyla kız
çocukların kendi vücutlarından hoşnutsuzluk duymalarına neden olduğunu
belirtiyor. Bu hoşnutsuzluk, çocuğun çok erken bir yaşta vücuduyla
didişmesine ve anoreksia bulimia gibi yeme bozukluklarına neden oluyor.
Dittmar, dünyada her 100 bin kadından ancak bir tanesinin Barbie’lerle
empoze edilen vücut formuna bürünebileceğini de ekliyor. Yani,
Barbie’yi mutlak güzellik olarak kavrayan her 100 bin kız çocuğunun 99
bin 999’u hayatlarını vücutlarından memnun olmadan sürdürmek zorunda
kalıyor.


Barbie’nin magazinel hayatı

Barbie,
ABD’li Ruth Handler’in kızı Barbara için yetişkin bir kadını model
alarak tasarlamasıyla 1959 yılında “doğdu”. Bir yıl içersinde 351 bin
adet satarak oyuncak bebek sektörüne damga vurdu. Barbie’yi 1961’de
doğan ve adını Ruth Handler’in oğlundan alan Ken, 1963’te doğan Midge,
1965’te doğan Skipper ve 1968’de doğan ilk siyah Barbie olan Christie
izledi. 1995’te doğan kardeşi Kelly ile “aile” iyice genişledi.
Barbie’nin, 1997 yılında üretilen Share a Smile Becky isimli tekerlekli
sandalyeye bağlı bir arkadaşı dahi var. Barbie salt vücut hatlarını
değil, bütün bir yaşam biçimini dünya çocuklarına dayatıyor. Nasıl dış
görünümüyle ve hayat biçimiyle de çocuğun düş gücüne en ufak bir fırsat
tanımıyor.


Barbie
değil bir çocuk, bir yetişkin tarafından bile yeniden yorumlanamayacak
kadar ayrıntılı bir hayat sürüyor. Ev kadınlığından astronotluğa, parti
kızından başkan adaylığına, hemşirelikten peri kızlığına kadar türlü
mesleği (piyasaya sürülen aparatlarıyla birlikte) deniyor. Geçtiğimiz
yıl magazin basınının bile diline düşen, uzatmalı flörtü Ken’le ayrılıp
Avustralyalı bir sörfçüye aşık olması, kız çocuk anneleri tarafında
infialle karşılanmıştı. Üretici firma Mattel’in, Barbie’nin artık
değişmek istediğini, Ken’in pek durağan kaldığını, ancak yine de
“arkadaş” olduklarını açıklamaları bile kız çocuk annelerini teskin
etmemişti. Annelerin haksız olduğunu söyleyemeyiz.


Barbie’yle
birlikte oyuncak bebeklerin kız çocuğunu anneliğe hazırladığı
iddiasının yerini, oyuncak bebeğin kız çocuğunu yetişkin kadının
acımasız modern hayatına hazırladığı gerçeği aldı. Barbie, kız
çocuklarına nasıl giyineceklerini, evlerini nasıl döşeyeceklerini, ne
kadar zayıflamaları gerektiğini, hatta bir ilişkiyi nerede bitirip
nerede yenisine başlayacaklarını öğretiyor. Bütün kız çocukları Barbie
gibi giyinmek istiyor ve bu da otomatikman, kız çocuklarının yetişkin
kadınlar gibi giyinmeyi arzulamasını getiriyor. Psikolojide 6-11 yaş
arası döneme Latency Period adı veriliyor. Bu yaşlar arasında, yani
biyolojik olgunlaşma öncesinde, çocuk, ileride derinleştireceği
yetenekler ediniyor. Barbie’ler bu biyolojik olgunlaşma öncesi dönemde
kız çocuklarının muhayyilesini yetişkin bir kadının yaşamı ve
sorunlarıyla boğarak cinsiyet meseleleri dışında bir alanda yetenek
sahibi olmalarının önünü kesiyor. Barbie’ler kusursuzluklarıyla
çocukların sevgi ve merhamet gibi duygusal yetenekler geliştirmelerini
de önlüyor.


Farklı kültüre aynı beden barbie

Barbie’leri
farklı kültürlere yayma teşebbüsleri, genelde, değişik kültürlerin
kıyafetlerini kuşanmış Barbie’lerle tezahür ediyor. Fakat Barbie ne
giyerse giysin vücut ölçüleri 90-60-90 kalmaya devam ediyor. Değişik
yaşam biçimlerinde büyüyen kız çocukları için üretilen Barbie
benzerlerinin en yenisi ve en ses getireni ise Müslüman Barbie’ler
olarak anılan Rezzan bebekler. Amerikalı Sherrie Sadi ve eşi Ammar’ın
kızlarına kendi kültürlerine uygun bir bebek yaratmak istemesiyle
ortaya çıkan Rezzan, Barbie’den farklı olarak daha küçük göğüslere ve
daha kalın bir bele sahip olsa da, Nihal Bengisu Karaca’nın işaret
ettiği gibi müdahale edilemez bir yetişkin kadın vücudunu (yani
yetişkin bir kadın yaşamını) çocuklara çok erken bir dönemde dayatıyor.
Karaca; “Sonradan Müslüman olan Amerikalı Sherrie Saadeh, Müslüman
çocuklara kendi kültürlerinden, edepli bir ‘rol modeli’ ile
oynayabilmeleri imkanı vermek istemiş. Ancak Rezzan’ın haberde
vurgulandığı gibi daha kalın belli ve daha küçük göğüslü olmasının
‘İslami kültürle’ nasıl bir alakası olduğu konusu Müslümanların kadına
yaklaşımına, neredeyse ontolojik bir bağlama kadar uzanıyor. Sonuçta
olgun bir kadın vücudunu ‘oyuncak’ haline getirme eylemi, çocukluğun
masumiyetiyle başat giden merak duygusunu Barbie’lerinkiyle aynı yerden
fiştiklemekle ‘malul’. Bir ‘kadın’ı, ama 90-60-90 değil de, diyelim ki
80-65-80 ölçülerindeki bir kadını temsil eden yeni rol modeli, çocuğun
sonuçları kestirilemez psikolojik deneyimini farklılaştıracak değil
herhalde.” diyor. Ne olursa olsun Rezzan, piyasaya çıktığı yıl satış
rekorları kırarak Barbie’yi protesto eden büyük bir kesimi de “yetişkin
kadın gibi bebek” piyasasına dahil etti.


Barbie’nin
fazla hanım hanımcık görünmesinden sıkılan kız çocukları ise aynı vücut
ölçülerine sahip; fakat daha “underground” giyinen oyuncak bebeklere
ilgi gösteriyor. Bebeğe ya da çocuğa benzeyen oyuncak bebekler ise
oyuncakçı dükkanlarının labirentlerinde bir ya da iki rafı doldurmakla
kalıyorlar. Bir zamanların hayal oyuncakları porselen bebekler bile,
Barbie saltanatının altında ancak koleksiyonerlerin ya da biblo
meraklılarının ilgisini tatmin edecek sayıda üretiliyorlar. Barbie,
ucuz muadilleri ve taklitleriyle her kesimden insanların evlerine
sızıyor; dünya çapında bayilikleriyle her kültürden, her ırktan çocuğu
kendisine benzemeye teşvik ediyor. Oyuncakçıların rafları, geleceğimiz
denilen çocukların gelecekte nasıl olacakları ya da olamayıp mutsuz
olacakları üzerine ipuçları veriyor.


----------

EBRU MOÇOŞ (Sosyolog):
Barbie ve oda hizmetçileri

Barbie
doğalı yarım yüzyıl kadar bir zaman oldu ve bu zaman zarfı içinde,
kardeşi, arkadaşı, erkek arkadaşı, siyahisi türetildi ve Barbie aslında
pek de küçük sayılmayacak bir toplum/topluluk/cemaatin adı oldu. Filmi,
dergisi, battaniyesi, nevresimi, defteri, çantası, silgisi, terliği,
tişörtü ve akla gelebilecek pek çok şeyi yapıldı ve Barbie etrafında
koskoca bir pazar oluştu. Barbie, saniyede iki adet bebek ve tüm dünya
çocuklarının oyun oynama biçimi, çocukluk satan bir oyun tekeli. Bir
oyuncak tekeli olmasıyla doğrudan ilintili; ancak çocukların oyun
alanında yapılan bu ticaretin tehlikeli kısmı çocukların kendilerine
hem fiziksel hem de kültürel olarak bu bebeğin yaşam biçimini model
alması. Burada asıl korkutucu olan çocuğun gerçek olmayan bir şeyi
kendine model olarak alması. Oyun, çocuğun gerçek hayatın provasını
yaptığı bir alandır. Bebekle oynarken anne olur, ona bakar, mama
yedirir, uyutur... Oyunda hakim odur, oyun onun etrafında döner, oyunu
o kurar, bebeği onun bakımına muhtaçtır, onu istediği gibi giydirir...
Yani kısaca oyuncak bebek daha bebektir, yani ondan küçüktür. Ama
Barbie öyle değil. Oyun tersine çevriliyor burada, Çocuk bebekle
oynamıyor, bebek çocukla oynuyor. Üstelik oyunun kuralları da önceden
belirlenmiş, Barbie’nin kıyafetleri hazır, arkadaşları hazır. Çocuklar
hiçbir biçimde müdahili olamayacakları bir oyunun içinde, Barbie’nin
oda hizmetçisi olabiliyorlar ancak. Tabii durum özellikle yoksul ülke
ve aile çocukları için daha da trajik. Zaten ulaşılamayacak vücut
ölçülerine sahip olan Barbie’nin hayat standardını yakalamak da mümkün
değil. Barbie aerobiğe gidiyor, partilere katılıyor, kayak yapıyor,
dansa gidiyor, erkek arkadaşının arabasıyla geziyor... Barbie aslen
Amerikalı bir üst orta sınıf. Dünyanın dört bir yanındaki çocukların
oyuncağı olan Barbie Batı’dan, Amerika’dan bir tarif yapıyor dünya
çocuklarına. Batı merkezli bir karakter Barbie: klasik Hollywood
yıldızları gibi. Ve Batılı bir insan tipini tarif ediyor çocuklara ve
dolayısıyla doğunun esmer insanını, model olarak önermeyerek ikinci
sınıf ilan ediyor aslında. Barbie toplumsal cinsiyet rollerinin yeniden
üretildiği oyunlara/oyuncaklara rahmet okutuyor. O, toplumsal cinsiyet
rolleriyle yetinmiyor, yeni bir insan tipi yaratıyor.


SUNAY AKIN (Şair):
Tek suçlu Barbie değil

Barbie
bebekler hakkındaki tartışmaları biliyorum; ancak yasaklamacı bir
tarzın doğru olmadığını düşünüyorum. Ben çocukken Kaptan Custo’yu izler
ve oradan kendime bir düş dünyası ve oyunlar icat ederdim. Şimdiyse
çocuklar medyanın eğlence anlayışıyla o kadar içli dışlı ki... İster
istemez medyanın empoze ettiği güzellik anlayışının peşinden
gidiyorlar. Çocuklara Kaptan Custo’yu değil de magazin programlarını
izletmenin doğal sonucu bu. Anadolu’daki çocukların elleriyle
yaptıkları bebekler bile Barbie’ye benziyorlar. Bu da sadece
Barbie’lerin suçu değil. Zaten oyuncak tarihinin ilk trajedisi Barbie
değil. Bundan yüz yıl önce fakir anneler, çocuklarına yemek alabilmek
için saçlarını satıyorlardı. Çünkü o dönemler porselen bebekler gerçek
saçlarla bezenirdi ve bu bebekleri almaya yalnızca zenginlerin gücü
yeterdi.


YELDA EROĞLU - Turkuaz - Zaman

_________________
YENİ Bİ SİTE
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://forumdost.eniyiforum.net
 
''Bebek YüzLü Düşman Barbie''
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Siber Bebek
» Bebek Yüzlü Erkekler Hiç Yaşlanmıyorlar!
» bilinmeyenler !!!!

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
FİLM | | OYUN | VİDEO | RESİM | MÜZİK | FİLM | İNDİR | AŞK | VE DAHASI... :: Dersler / Ödevler :: Psikoloji-
Buraya geçin: